Gönlüne yazılanı kaderine yazılmış zanneden küçük kız çocuğuna;
Önce en dibi göreceksin. Debelendikçe batacaksın. Kurtulmak isteyecek ama kurtulmamak için elimden geleni yapacaksın. Acıya bağımlı olacak ve bunu inkar edeceksin. Hep başkalarını suçlayacaksın. Acıdan nefesin kesilecek ama asla ölemeyeceksin. Kendinden kaçmak isteyecek ama yapamayacaksın. Kaybolacaksın. Benliğini bulmaya çalıştıkça daha da bocalayacaksın. Hiç geçmeyecek zannedeceksin. Düzelteyim dedikçe daha da batıracaksın. Her şey üst üste gelecek, hangi birine delireceğini şaşıracaksın. Başa çıkmaya çalıştıkça daha beter dağıtacaksın. Defalarca düşüp kalkacaksın. Hayal kırıklıklarını koyacak yer bulamayacaksın. Parçalandıkça toplamayı öğreneceksin. Kırdıkça birleştirmeyi, söktükçe dikmeyi.. öldükçe yaşamayı.. en güçlü şekilde ayağa kalkmayı.
Bütün hayal kırıklıklarından keşkelerinden gözyaşlarından camdan bir şato inşa edeceksin. Onu kırmasınlar diye sınırlarını daha sağlam çizmeyi öğreneceksin. Ve kendi canına daha şefkatli davranmayı.. Düşüncelerinin kölesi değil sahibi olduğunu anlayacaksın.. başkalarını suçlayarak bir yere varılmadığını.. kendinden vazgeçmenin o kadar da kolay olmadığını.. kendini şefkatle sarıp sarmalayacaksın. Kendine rağmen başaracaksın.
Sonra geriye dönüp bakacaksın, ruhuna fazla gelen, anlamlandıramadığın sindiremediğin herkes ve her şey senin o güzeller güzeli benliğini oluşturabilmen içindi. Gitmesi gerekeni bırak bitmesi gerekeni bitir. Yeter ki güzel bak, hırpalamadan tut kendi elini. Hiç bir şey için acele etme. Kader seni en güzel yere kendi elleriyle götürecektir.
